| Türkiye’de yangın merdiveninin önemi, 14.03.1999 tarihinde İstanbul Göztepe’de bulunan Mavi Çarşı yangınında 13 vatandaşımızın can vermesi ile anlaşılmaya başlandı. Bu tarihten, yani masum kişiler feci şekilde yanarak ölmeden önce Yangın Merdiveni hiç kimsenin umurunda değildi. Bazı yüksek binaların ve alışveriş merkezlerinin, yangın merdivenleri depo olarak kullanılıp, genelde hep kilitli tutulurdu. Bu tarihten sonra Valilik emri ile kaymakamlıklar bir genelge yayınlayarak, bünyelerindeki Belediye Başkanlıklarına, bölgelerindeki iş yerlerini denetleme ve yaptırım uygulamasını yetkisi verdi. Belediyeler, 2 belediye görevlisi, 1 mimar,1 doktor, 1 polis,1 mühendisten oluşan ekipler hazırlayarak, kalabalığın olduğu bölgelerdeki iş yerlerini denetlemeye ve tutanaklar hazırlamaya başladılar. Eksikler için süreler tanındı, o süreler aşıldı, tekrar süreler verildi, korkan elini cebine attı masrafa girip eksiklerini tamamladı, korkmayan ise boş verdi gitti. Boş veren şimdilik karlı çıktı ama ya bir yangın olursa… Neyse, yıllardır belediyelerin oy korkusu nedeni ile göz yumduğu çarpık yapılaşma, hiçbir önlem alınmadan inşa edilmesine müsaade edilen binalar, içlerinde; şimdilik bir yaşamın olduğu tabutlara dönüştü. Sadece yangın değil, deprem ve olası terör saldırılarına karşı, insanlar kaderleri ile baş başa bırakıldı. Geçenlerde Milliyet Gazetesinin manşetinde şu haber vardı: “BOYASIZ BİNA KALMAYACAK” Bunu söyleyen 20 milyon nüfuslu bir megapol’ün belediye başkanı Sn. Kadir TOPTAŞ. Görüyorsunuz değil mi? Herşey hep göz boyamak için. Bir kişi de çıksın BENİM VATANDAŞIMIN CANI HERŞEYDEN ÖNCE GELİR desin. Maalesef ne yazıktır ki güvenlik hep görmezden geliniyor. Şehirde Yangın Merdiveni bulunması gereken binaların %95’inde merdiven yok. Geri kalan yüzde beş’in sadece bir kaçı standartlara uygun olarak yapılmış. Bunlarda genellikle yabancı sermayeli kuruluşların binaları. Bunların haricindeki merdivenler, mahalle demircilerinin yapmış olduğu, zayıf, hurda su borularından yapılmış, genellikle ağırlığı binalara taşıttırılan eğreti merdivenler. Düşünün bir kere boyu 30cm olan bir basamağa ayak sığar mı? Merdivenler öyle zayıf ki, değil yangın anında buraya hücum edecek insanları taşımak, kendini bile taşıyacak durumu yok. Oysa, belediyelerin Yangından Korunma yönetmeliklerinde herşey açık açık yazmakta. Ama denetleyen olmadığı için isteyen istediği şekilde konduruveriyor bi merdiveni, “Merdiven var mı?” “Var. “ mantığı ile hareket ediyor. Bazı eski binalara teknik olarak yangın merdiveni yapılamıyor. Gerek statik gerekse uygulama alanı olmadığından bu binalarda maalesef önlem alınamıyor. İşte burada Avrupalı olmak isteyip de olamamamızın en önemli sebepleri tekrar karşımıza çıkıyor . Bizler Avrupa’nın hep göz boyayan şeylerine imrenmişiz, insan sağlığına yatırım yapmayıp, insanlarının giydiği kıyafetleri, makyajı, modasını örnek almışız. Önlemlerini umursamamışız ve hatta bazen de beğenmemişiz. Öyle ki, merdiven yapılması imkansız gibi görünen binalar için geliştirdikleri, portatif merdivenleri beğenmeyip, basit bulup, uygulanmasına izin vermemişiz. Oradakiler yansın o zaman yada camdan atlasın. İşte bu da başka bir düz mantık. 11 Eylül saldırısında o yüksek binalardan atlayan insanları görünce hepimiz kahrolmadık mı? Ağlayan gözlerle seyretmedik mi ajanslarda? Maalesef hiçbir olay bize ders vermiyor. Bir gün bir yerel yöneticimizin 1. derece yakını bir binada mahsur kalacak ki o zaman belki bazı taşlar yerlerine oturacak. Lütfen artık bu duyarsızlığa bir DUR! Diyelim. Lütfen artık masum insanlar çaresizce geçmiş yaşamlarını Can Pazarında gözlerinin önüne getirmesin. |